Pazarlama dünyasının en çarpıcı gerçeği şu: Markalar ölümsüz değildir.
Bir dönem hayatımızın merkezinde olan, reklamlarını ezberlediğimiz, logosunu her vitrinde gördüğümüz markalar; bugün ya yok oldular ya da sessizliğe gömüldüler. Tüketici hafızası acımasızdır: zirvedeyken bile yarın unutulma ihtimaliniz vardır.
Bu yazıda, son 10–15 yıl içinde parlayan ama bugün sahneden çekilen markaların hikâyelerine yakından bakacağız. Ve pazarlamacılar için çıkarılacak dersleri irdeleyeceğiz.
Nokia: Dünyayı Bağlayıp Kendi Bağlantısını Kaybeden Dev
2000’lerin başında her dört telefondan biri Nokia idi. Dayanıklı telefonları, ikonik zil sesi, “yılan oyunu” ile bir neslin hafızasına kazındı.
-
2007 yılında dünya mobil telefon pazarının %50’sine yakını Nokia’ya aitti.
-
Ancak aynı yıl Apple, iPhone’u tanıttı. Dokunmatik ekranlı, uygulama odaklı yeni bir ekosistem…
Nokia ise Symbian işletim sistemine sıkı sıkıya bağlı kaldı. Pazar değişti ama Nokia “donanım üstünlüğü”ne güvenmeye devam etti. 2011’de Microsoft ile yaptığı iş birliği de çare olmadı. 2014’te marka, Microsoft tarafından satın alındığında artık dev bir gölgeydi.
Ders: Teknoloji değişimini küçümsemek, dünyanın en güçlü markasını bile tarihe gömebilir.
BlackBerry: Güvenliğin Kalesinden Sessizliğe
Bir dönem CEO’ların, politikacıların, hatta ünlülerin elinden düşmeyen telefon: BlackBerry.
-
Fiziksel klavyesi, e-posta entegrasyonu ve güvenlik özellikleri ile iş dünyasının gözdesiydi.
-
2009’da ABD’de akıllı telefon pazarının %50’si BlackBerry’ye aitti.
Ama trend değişti. Tüketici işlevsellikten çok deneyim arıyordu. Dokunmatik ekran, uygulama çeşitliliği, kamera kalitesi… BlackBerry, iş segmentine fazla odaklanarak geniş kitleleri gözden kaçırdı. Android ve iOS’a karşı direnemedi.
2016’da üretimi durdu. Bugün marka, sadece yazılım ve güvenlik çözümleri sunuyor.
Ders: Sadece belirli bir segmente sıkışmak, markayı büyüme fırsatlarından uzaklaştırır.
Kodak: “Dijitali Öldürür” Korkusuyla Kendi Sonunu Hazırlayan Fotoğraf Devi
Kodak anı diye bir tabir vardı. Çünkü 20. yüzyıl boyunca fotoğraf, Kodak demekti. Film ruloları, fotoğraf makineleri, baskı merkezleri…
-
İlginçtir: İlk dijital fotoğraf makinesini 1975’te Kodak’ın bir mühendisi geliştirdi.
-
Ancak şirket yöneticileri, dijital teknolojinin film satışlarını öldüreceğinden korktu.
Sonuç? Başkaları dijital fotoğrafçılığı sahiplenirken Kodak “film”de ısrar etti. 2012’de iflas başvurusu yapmak zorunda kaldı. Bugün hâlâ var, ama eski ihtişamının gölgesinde.
Ders: İnovasyonu kendi iş modeline tehdit olarak görmek, markayı tarihten siler.
Yahoo: İnternetin Kapısından Çıkamayan Marka
1990’ların sonunda internetin kapısı Yahoo idi. E-posta, haber portalı, arama motoru…
Vizyon eksikliği ve yanlış yönetim kararları, Yahoo’yu teknoloji devleri karşısında güçsüz bıraktı. Bugün hâlâ var, ama eski popülaritesinden çok uzak, niş bir kullanıcı kitlesine hizmet ediyor.
Ders: Doğru anda doğru yatırımı yapmamak, fırsat penceresini kapatır.
Atari: Konsol Çağını Açıp Kendi Konsolunu Kaybeden İkon
1970’lerde video oyun sektörünü kuran markaydı Atari. Pac-Man, Pong, Asteroids gibi efsane oyunlarla nesiller büyüdü.
-
Ancak 1983’teki “Video Game Crash” döneminde aşırı üretim, kalitesiz oyunlar ve kötü yönetim Atari’yi çökertti.
-
Nintendo ve Sega sahneye çıkarken Atari geri plana düştü.
Bugün nostalji ve retro oyunlarla varlığını sürdürüyor, ama devrimci günlerinden çok uzak.
Ders: Hızlı büyümek, kaliteyi göz ardı etmek demektir. Ve kalite kaybı, markayı tüketici gözünde affedilmez kılar.
Ortak Noktalar: Neden Zirveden Düşüyorlar?
-
Değişime direnç: Teknoloji, tüketici davranışları ve kültürel trendler sürekli evriliyor.
-
Yanlış özgüven: “Biz zaten lideriz” düşüncesi, körlüğe sebep oluyor.
-
İnovasyon korkusu: Yeniye yatırım yapmamak, mevcut iş modelini koruma çabasıyla birleşince yıkıcı oluyor.
-
Tüketici bağını kaybetmek: Duygusal bağın kopmasıyla, en güçlü marka bile unutuluyor.
Hafıza Kaybı mı, Yeniden Doğuş mu?
İlginçtir ki bazı markalar geri dönebiliyor:
-
Polaroid, retro fotoğraf trendi ile yeniden sahneye çıktı.
-
Atari, nostalji sayesinde gençlere ikinci kez tanıtılıyor.
Bu dönüşlerin sırrı, tüketicinin duygusal hafızasına dokunmakta.
Pazarlamacılar İçin 4 Büyük Ders
-
Zirvede rehavete kapılma. Bugünün lideri yarının kaybolanı olabilir.
-
İnovasyonu tehdit değil fırsat gör. Değişime kucak açanlar ayakta kalır.
-
Tüketici deneyimi her şeydir. Teknoloji değil, hissettirdiğin duygular seni yaşatır.
-
Marka hafızası kırılgandır. Sürdürülebilirlik, güven ve bağ kurma olmadan markalar unutulmaya mahkûm.
Kaybolan markalar bize şunu gösteriyor:
Pazarlamada zirvede kalmak, zirveye çıkmaktan çok daha zordur.
10 yıl önce zirvede olan devler, bugün ya yok oldular ya da nostaljiyle anılıyorlar. Pazarlamacılar için bu hikâyeler, geleceğe dair en önemli dersleri barındırıyor: her şey değişir, hatırlananlar sadece iz bırakan markalar olur.