Reklam Alanı

Ara

    Newsletter image

    Bültenimize abone ol!

    Pazarlama dünyasındaki gelişmelerden ilk sen haberdar ol!

    Aydınlatma

    Web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı, Gizlilik Politikamızı ve KVKK bilgilendirmesini okumuş ve kabul etmiş olursunuz.

    Pazarlamacıların Kullandığı 10 Gizli Jargon

    80 görüntüleme

    Pazarlama dünyası, dışarıdan bakıldığında havalı kelimelerle dolu bir evren gibi görünür. Ancak işin içine girince fark edersiniz ki bu jargonların çoğu, aslında basit şeyleri daha akıllıca ya da kurtarıcı bir şekilde söylemenin yoludur. İşte en çok kullanılan 10 jargon, arka planındaki gerçeklik ve bizden yorumlarla:

     

    1. Out of the Box

    Toplantılarda sık sık duyduğumuz bir cümle: “Out of the box düşünelim.”
    Aslında kimsenin kutudan çıktığı yok, sadece “aynı şeyleri yapmayalım” deniyor. Ama sorun şu ki, çoğu zaman “farklı fikir” adı altında yine daha önce bir yerde yapılmış şeyler dönüp dolaşıp masaya geliyor.

    • Örnek: “Markanın logosunu gökyüzüne drone’larla yazdıralım.”

    • Yorum: Bütçe gerçeğiyle çarpıştığında “kutunun içi” en güvenli yer oluyor.

     

    2. Quick Win

    Pazarlamacılar “hemen başarı elde edelim” demek yerine quick win diyor. Kulağa daha havalı geliyor. Aslında basit bir iş yapıp onun üstüne PR yapmak gibi.

    • Örnek: “Instagram bio’ya link ekledik, bu çeyreği quick win olarak kapatıyoruz.”

    • Yorum: Küçük bir hareket, büyük sunumlarda 10 slide’lık başarı hikâyesine dönüşebiliyor.

     

    3. Leads

    Leads, pazarlamanın para birimidir. Ne kadar lead varsa o kadar umut vardır. Ama gerçek hayatta lead genellikle “mailini bulduğumuz herkes”tir.

    • Örnek: “Bu ay 500 lead topladık.”

    • Yorum: Evet, ama 450’si “[email protected]” adresleri. Yani müşteriyle değil, mail kutusuyla konuşuyorsunuz.

     

    4. Brand Awareness

    Bu terim, “henüz satış yok ama logomuzu gördüler” demenin şık yoludur.

    • Örnek: “Billboard’umuzu 200 bin kişi gördü.”

    • Yorum: CFO’nun masasında bu cümlenin hiçbir kıymeti yoktur. Çünkü kasa hâlâ boş. Ama pazarlamacılar için en azından moral motivasyon sağlar.

     

    5. Engagement

    En sevilen KPI’lardan biri. Çünkü gerçek dönüşüm olmasa da “beğeni” üzerinden başarı anlatmak mümkündür.

    • Örnek: “Engagement %120 arttı.”

    • Yorum: Evet, çünkü ekibin tüm çalışanları postları beğendi. Ama olsun, raporda çok güzel duruyor.

     

    6. KPI

    KPI, pazarlamacıların hem en yakın dostu hem de en büyük kâbusudur. Her toplantıda dile getirilir, herkesin farklı beklentisi vardır.

    • Örnek: “Bu ay KPI’ları tutturmamız şart.”

    • Yorum: Çoğu zaman KPI, aslında “patronun aklına takılan tek rakam”dır. Ama pazarlamacılar için sunumlarda sihirli bir kalkan gibidir.

     

    7. Conversion

    Dönüşüm… Teoride müşteriye dönüşen kullanıcı. Pratikte ise formu yanlışlıkla dolduran da “conversion” sayılır.

    • Örnek: “Bu hafta 2 conversion aldık.”

    • Yorum: Biri stajyerin test girişi, diğeri müşteri olmak yerine şikayet gönderen bir kişi. Ama sonuçta raporda 2 yazıyor mu? Yazıyor.

     

    8. Customer Journey

    Müşterinin marka ile yaşadığı yolculuk. Teoride çok romantik bir harita; farkındalık, değerlendirme, satın alma, sadakat…

    • Örnek: Sunumlarda hep güzel renkli grafiklerle anlatılır.

    • Yorum: Gerçek hayatta müşteri daha “değerlendirme” aşamasında vazgeçiyor. Yani journey’nin yarısı PowerPoint’te kalıyor.

     

    9. Remarketing

    Pazarlamanın en inatçı stratejisi. Bir kere baktığınız ürün, artık sonsuza kadar peşinizi bırakmaz.

    • Örnek: “Bir kez diş fırçasına baktım, bütün internet diş fırçası oldu.”

    • Yorum: Remarketing, dijital pazarlamanın “biz seni unutmayız” sözünün kanıtıdır.

     

    10. Viral

    Her ajansın hayali, her markanın duası: “Viral olsun.” Ama bunun garantisi yoktur.

    • Örnek: “Bu video kesin viral olur.”

    • Yorum: Üç ay sonra hâlâ 7 beğeni. İki tanesi ekipten, biri annenizden. Viral bazen sadece ajans sunumlarında yaşıyor.

     

    Pazarlama jargonları, bazen gerçeği yumuşatmanın, bazen işleri daha havalı göstermenin, bazen de umudu diri tutmanın yolu. Ama bir gerçek var: Bu jargonlar olmasa toplantılar yarı yarıya daha kısa sürerdi.

    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış.

    Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.

    Son içerikler: