Ara

    Newsletter image

    Bültenimize abone ol!

    Pazarlama dünyasındaki gelişmelerden ilk sen haberdar ol!

    Aydınlatma

    Web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı, Gizlilik Politikamızı ve KVKK bilgilendirmesini okumuş ve kabul etmiş olursunuz.

    Tupperware’in Pazarlama Dünyasına Bıraktığı Sessiz Ders

    186 görüntüleme

    Bir markanın başarısını tanımlamak kolaydır: kaliteli ürün, memnun müşteri, güçlü satışlar.
    Ama bazen başarı, markanın en büyük riski haline gelebilir.

    Tupperware tam olarak bu hikâyenin kahramanı.
    Yıllar boyunca “kalite” denince akla gelen ilk markalardan biri oldu.
    Evlerin vazgeçilmeziydi, dayanıklı kaplarıyla bir dönemin sembolü haline geldi.
    Ürünleri o kadar sağlam, o kadar uzun ömürlüydü ki neredeyse “ölümsüz”dü.
    Ve işte tam da bu yüzden, marka kendi başarısının kurbanı oldu.

    Zamanla tüketiciler yeni ürün alma ihtiyacı duymadı.
    Tupperware’in “fazla kaliteli” olması, tekrar eden satışların önünü kapattı.
    Mükemmel ürün, sürdürülebilir bir iş modeliyle desteklenmediğinde markanın büyüme döngüsü kırıldı.

    Bu durum, pazarlama dünyası için güçlü bir hatırlatma niteliğinde:
    Kalite markayı zirveye taşır ama sürdürülebilir strateji orada tutar.

    Bir marka sadece ürün üretmez.
    Aynı zamanda bir döngü, bir ilişki, bir hikâye üretir.
    Tupperware’in hikâyesinde eksik olan şey, bu döngünün ikinci yarısıydı:
    Müşteriyle uzun vadeli bağ kuran, yenilikçi, deneyim odaklı bir marka stratejisi.

    Bugün birçok marka hâlâ aynı yanılgıya düşüyor.
    “Ürünümüz zaten çok iyi” diyor ama iş modelini, iletişimini ve yenilenme kültürünü ihmal ediyor.
    Oysa mükemmel ürün, doğru stratejiyle birleştiğinde kalıcı bir miras bırakabilir.

    Tupperware’in ardından geriye güçlü bir ders kaldı:

    Fazla iyi olmak değil, doğru dengeyi kurmak markayı yaşatır.
    Kalite, stratejiyle el ele vermezse başarı uzun sürmez.

    Pazarlama dünyasında her marka için geçerli bu gerçeği unutmamak gerekiyor.
    Çünkü bazen markayı batıran şey kötü olmak değil — fazla iyi olup, yenilenmemek.

    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış.

    Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.

    Son içerikler: